Claude Elwood Shannon – Bir Röportaj

Bilgi kuramının, haberleşmenin ve dijital elektroniğin babası; Amerikalı matematikçi, elektronik mühendisi ve kriptografici:

Claude Elwood Shannon

30 Nisan 1916 yılında dünyaya gelen Shannon, 1932 yılında 16 yaşındayken Michigan Üniversitesi’ne başladı ve 1936’da elektronik mühendisi ve matematikçi olarak çift ana dal ile mezun oldu. 1937’de 21 yaşındayken MİT’te yazdığı yüksek lisans tezi ile günümüzde kullanılan dijital bilgisayarların yapı taşı olan elektrik anahtarlarının kullanılmasının temelini attı. Bu çalışması tüm zamanların en iyi tezi olarak anılıp, 28000’den fazla kez atıfta bulunulmuştur. Bu tezinin yayınlanmasından sonra 1940’ta Noble Ödülü‘nü aldı.

2.Dünya Savaşı yıllarında kriptografi üzerine çalışmaya başladı. 1943’te Alan Turing ile tanıştı ve onunla çalışmaya başladı. Bu röportajda Prof. Shannon ile hayatı ve üzerinde çalıştığı bilimsel konuları konuştuk.

  • Merhaba Profesör Shannon, sizin ile tanıştığım için çok mutluyum ve heyecanlıyım. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği 3. Sınıf öğrencisiyim. Şu an okuduğum bölümün birçok temelini sizin attığınızı biliyorum. Hatta bu çevrede “Haberleşmenin Babası” olarak tanınıyorsunuz. Öncelikle bize kısaca çocukluğunuzu anlatabilir misiniz? Geleceğinizi şekillendiren küçük adımları bilmek isteriz.
  • Merhaba genç mühendis, 1916 Nisan ayının 30’unda Michigan, Gaylord’da dünyaya gözlerimi açtım. Babam, New Jersey’in eski yerlilerinden olup kendi çabalarıyla yükselmeye çalışan bir işadamıydı. Bir dönem veraset mahkemesinde hâkimlik yapmışlığı da vardır kendisinin. Sevgili annem, Mabel, yabancı dil öğretmeniydi. Ayrıca benim de okuduğum Gaylord Lise ’sinde birkaç yıl Müdirelik yapmıştır. Bu liseyi bitirdiğimde 16 yaşındaydım. O yaşlarda da mekanik ve elektronik şeylere karşı büyük bir ilgim vardı. Doğal olarak fen bilimleri ve matematik en iyi derslerimdi. O dönem evde hobi olarak model uçak ve radyo dalgalarıyla kontrol edilebilen model bot yaptım. Bir de arkadaşımın evine 800 metre uzağa kablosuz telgraf sistemi kurdum. Para kazanmak için de Western Union’da kurye olarak çalışmışlığım var.
  • Çocukluğunuzun beklediğim gibi olduğunu söyleyebilirim. Gelecekte atacağınız büyük adımların habercisi niteliğinde. Peki, örnek aldığınız, kendinizce kahraman saydığınız birisi var mıydı?
  • Tabi ki, sonradan uzak kuzenim olduğunu öğrendiğim Thomas Edison benim süper kahramanımdı.
  • Peki, üniversite hayatınızdan ve o dönem çalışmalarınızdan bahsedelim. 16 yaşında liseyi bitirdiğinizi söylemiştiniz.
  • Evet, 1932’de Michigan Üniversitesine başladım. Burada kıymetli hocam George Boole’un katkılarıyla ile Boolean Teorisi üzerinde çalıştım. 4 sene içinde Matematik ve Elektrik mühendisliği bölümlerinden mezun oldum. Sonrasında da tez çalışmalarıma MIT’de başladım. İlksel analog bilgisayarlar çalışma alanlarımdan biriydi. Mekanik sistemler kullanarak diferansiyel denklemleri integral ile çözmek olarak özetleyebiliriz.
  • Bu noktada üzerinde durmak istediğim bir konu da yazdığınız tez. Uzun yıllar konuşulacak bir eser ortaya çıkarmışsınız. İçeriğinden bahsedebilir misiniz?
  • Elbette, Role ve Anahtarlama Devrelerinin Sembolik Analizi tezimin başlığıdır. Genel manada Boolean Cebrinin elektronikteki uygulamaları üzerine bir eser. Senin kullandığın birçok teknolojik aletin temelini de benim tezim oluşturmakta. Zaten bu sebeple 100 yılın en iyi ve ünlü mastır tezi olarak biliniyor eserim. Ayrıca bir de ödülüm var bu konuda.
  • Doktora teziniz de benzer matematiksel ilişkilerin genetik alanında uygulanması üzerine. Bu çalışmaya nasıl karar verdiğinizi anlatabilir misiniz?
  • Saygıdeğer hocam Vannevar Bush beni bu konuda teşvik etti. Kendisinin başında olduğu bir laboratuvarda bana çalışma şansı vererek Mendel Genetiği’ne yönlendirdi. Bu araştırma gelişerek benim doktora tezim olarak sonuçlandı. 1940’da MIT’de “Teorik Genetiğin Cebri” olarak yayınlandı. Uzmanlık alanlarımın biraz da dışına çıkmış olarak gözükebilir fakat disiplinler arası çalışmak bana birçok şey kazandırdı. Nükleer fizikçi John von Neumann, matematik felsefecisi Kurt Gödel ve Albert Einstein ile tanışmamın sebebi bu tarz çalışmalarımdır. Bunlar ile birlikte Enformasyon Teorisini şekillendirmeye başladım.
  • Dünya Savaşı birçok insanın hayatını etkilediği gibi sizin çalışmalarınıza değişik bir yön vermiş. Bu konu hakkında bizi aydınlatabilir misiniz?
  • Evet, ateşleme kontrol sistemlerini araştırmak üzere Bell Laboratuvarlarında çalışmaya başlamıştım. Daha sonra da üzerinde uzmanlaşacağım kriptoloji üzerinde çalışmalar yaptım ve eserler yayınladım. Çalışmalarım savaşta gerçeklendi, şifre çözme ve gizli bilgilerin ve seslerin şifrelenip aktarılması uygulandı.
  • Alan Turing ile tanışmanız da sanırım bu döneme denk geliyor değil mi?
  • A evet tabii. Çok sevgili Alan da şifreleme üzerinde Bletchley Park’ta çok profesyonel çalışmalar yapıyordu. Kendisi matematikçi ve kriptoanalistdir. Bana Evrensel Turing Makinesinden bahsettiğinde çok heyecanlanmıştım. Benim daha önce düşündüğüm fakat tek başıma işin içinden çıkamadığım birçok konuda fikir üretmemi sağladı. Ayrıca bu dönemde tanıştığım tek muhteşem insan Alan Turing değil. Eşim Betty de Bell Laboratuvarında nümerik analiz uzmanıydı. 1949’da evlendik.
  • En değerli eserlerinizden Enformasyon Kuramı da kriptoloji ve haberleşme tecrübelerinizden geliyor sanırım. Önemini ve gelişimini anlatır mısınız?
  • 1948’de haberleşmenin matematiksel teorisi adlı eserim yayınlandığında birçok yeni terminoloji ve teknik bilgiyi paylaşmış oldum. Kilobayt, megabayt gibi birimlerin temel birimi olan bit kavramını ilk defa burada ben kullandım. Ayrıca iletişim hatalarının nasıl önlenebileceği hakkında detaylara yer verdim. 2lik taban sisteminin haberleşmede ne kadar önemli olduğunu yine bu eserde değerlendirdim. Haberleşmenin temellerini oluşturan dev bir eser olduğunu söyleyebilirim.
  • d

    Elektronik Fare “Theseus”

    Şimdiye kadar konuştuğumuz çalışmalarınız gerçekten çok gurur verici başarılar. Bunlardan başka ilgi duyduğunuz ve çalıştığınız alanlar nelerdir?

  • Doğal Dil İşleme, Bilişimsel Dilbilim, Sinyal İşleme ve bunlardan sonra da yapay zekâ alanlarında önemli çalışmalarım oldu. Yapay zekâ ile ilgili yaptığım çalışmalar ile satranç oynayan ilk bilgisayar programının yapılmasına önayak oldum. Ayrıca Theseus adını verdiğim elektronik fareyi tasarladım. En büyük özelliği 25 birim karelik labirentleri çözebilmesiydi.

    c

    En gereksiz makine

  • Evet, bu sistemlere benzer başka bir çalışmanızın videosunu seyretmiştim. “En Gereksiz Makine” olarak isimlendirilen matrak bir buluşunuz var. Bu makinenin gerçekten ne işe yaradığını anlatabilir misiniz?
  • Adı üstünde hiçbir işe yaramayan makine! (Biraz kızmış olsa gerek) Anlamanı beklemiyordum zaten.
  • Sayın Shannon, çalışmalarınız bu gün bize yüksek hızlı sayısal haberleşme sistemleri, mikroişlemciler, dijital bilgisayarlar, hafıza sistemleri, sayısal sinyal işleme, kodlama, kriptoloji, bilgi güvenliği ve daha pek çok şey olarak geri dönmekte. Bunlar sayesinde tüm dünyadaki elektronik sistemler hızla sayısallaştı, programlanabilir ortamlar arttı, algoritmalar ticari ürün haline geldi, hem bildiğimiz anlamdaki haberleşme hem de elektronik anlamında haberleşme çağ atladı. Tek bir kablodan onlarca telefon konuşması yapılır hale geldi, hatta hiç kablo olmadan gelişmiş modülasyon ve kodlama teknikleriyle telefon konuşması yapılır hale geldi, elektronik cihazlar ağlarla birbirleriyle haberleşir oldu. Bütün bunlar için size minnettarız. Bu değerli röportajı sizin rübik küp hakkında yazdığınız şiirle bitirelim isterim. Eğer siz de kabul ederseniz anadilinizde dinlemek isterim.
  • Elbette neden olmasın. Bu şiiri sevgili Dennis’e yazdığım bir mektupta paylaşmıştım. İlgileniyor olman beni memnun etti. (Biraz önceki kırgınlığını unutturabildiğim için çok şanslıyım.)

b

A rubric on rubik cubics

respect your cube and keep it clean.

lube your cube with vaseline.

beware the dreaded cubist’s thumb,

the callused hand and fingers numb.

no borrower nor lender be.

rude folk might switch two tabs on thee,

the most unkindest switch of all,

into insolubility.

in-sol-u-bility.

the strangest place to be.

however you persist

solutions don’t exist.

 

 


Son yıllarında Alzheimer hastalığına yakalanan Shannon, son yıllarını bir bakım evinde, gözetim altında yaşayarak geçirdi. 84 yaşında 24 Şubat 2001’de hayata veda etti.


a

Prof. Claude Elwood Shannon ile yaptığımız röportajdan bir kare

Bonus: Makine öğrenmesi üzerine  geliştirdiği “Theseus” adlı robot fare ve çalışmasını kendinden öğrenebiliriz:


http://techchannel.att.com/play-video.cfm/2010/3/16/In-Their-Own-Words-Claude-Shannon-Demonstrates-Machine-Learning

Bir Cevap Yazın